Fizikçilerin optikte kullandıkları üç temel kural vardır. Bunlar
sırasıyla şöyledir: 1) Bir yüzey, üzerine gelen güneş ışınlanın
yüzeyle yaptığı açı 90 dereceye yaklaştıkça ısınır. 2) Aynı açıda
güneş ışını alan iki yüzeyden koyu renkli olanı daha çok ısınır.
3) Yansıtıcı bir yüzey, üzerine gelen ışını normali (yüzey ile 90
derece yaptığı var sayılan dikme) ile kaç derece yapıyorsa o açıyla
yansıtır.
| |
|
|
Size, bugün pek çok kişinin bilmediği ya da farkında olmadığı
bu kuralları bilen kelebekler olduğu söylense buna ne kadar inanırsınız?
Vücut sıcaklığı 28 dereceden düşük olduğunda uçamayan Colias
kelebeği, hemen kanatlarını açar ve sırtını güneşe dönerek güneş
ışınlarını dik alacak şekilde durur . Kelebek yeterince ısınıp vücut
ısısı 40 dereceye çıktığında kendi ekseni etrafında 90o döner. Böylece
güneş ışınlarını yatay alır hale gelir. Bu durumda güneş ışınlarının
ısıtıcı etkisi en aza indirildiğinden kelebeğin vücut ısısı düşmeğe
başlar. Ayrıca bu cins kelebeklerin kanatlarında siyah lekecikler
bulunur, üstelik bunlar vücudun en çok ısınmaya ihtiyaç duyduğu
yerlere yakın olarak yerleştirilmiştir. Böylece daha çabuk ısınan
lekeciklerden yapılacak ısı nakli için kullanılan mesafe kısalmış
ve tam bir yarar sağlanmış olur. Pieris cinsi kelebekler
ise kanatlarını öyle bir açıda ayarlar ki, tıpkı bir mercekteki
gibi tüm ışınları vücudunun en çok ısınması gereken yerde toplarlar.
|
|
|
|
Şüphesiz bu kelebekler hayatlarının hiçbir döneminde fizik optik
eğitimi almamışlardır. İçlerindeki herhangi birinin bir şekilde
bunları öğrenip sonraki nesillere bırakmış olmalarının imkansızlığı
da ortada. Colias ve Pieris kelebeklerine en çok ısınmak için ne
yapmaları gerektiği, hem kendilerinin hem de güneşin ve onun ışınlarının
yaratıcısı olan Allah tarafından ilham edilmiştir.

|
|
|